Marina Bay Sands oteli gece görünümü, Singapur
|

Singapur Gezi Rehberi: Kurallar, Fiyatlar ve İpuçları

30 Nisan sabahı Bali‘den uçağa bindik; bebeğimiz Değer’in ishali maalesef devam ediyordu. Hastalıklarla boğuştuğumuz yorucu günleri geride bırakıp rotamızı Asya‘nın en düzenli ülkesine çevirdik. Aslında Singapur’a dair kafamızda hep çok temiz ama bir o kadar da katı bir şehir imajı vardı. Changi Havalimanı’nda pasaport kontrolüne geldiğimizde, sistemin ne kadar kusursuz işlediğini hemen fark ettik: Herhangi bir memurla konuşmadan, sadece pasaport ve yüz okuma sistemiyle ülkeye girmek yalnızca birkaç dakika sürdü.

Marina Bay Sands oteli geceleri ışıl ışıl - Singapur gezi rehberi
Singapur’un simgesi Marina Bay Sands, geceleri bambaşka bir atmosfer kazanıyor.

Ancak havalimanından otelimize gitmek için Grab uygulamasından taksi çağırdığımızda Singapur’un katı kurallarıyla ilk yüzleşmemizi yaşadık. Gelen şoför bizi ve Değer’i görünce suratını astı ve bizi araca almak istemedi. Sebebi, 4 yaş ve üzeri çocuklar için oto koltuğunun zorunlu olması kuralıydı. Uzun yoldan geldiğimizi, bebeği kucağımızda güvenle tutacağımızı söyleyerek ve Endonezya ile Tayland’da kimsenin bize böyle bir kural sormadığını anlatarak şoförü zar zor ikna ettik.

Şehir İçi Ulaşım, Pratik Bilgiler ve Keskin Yasaklar

Konaklama için Little India bölgesindeki Citadines Rochor otelini tercih ettik. Bebekle seyahatte içinde ufak bir mutfağı olan yerler bizim için hayat kurtarıcı oluyor. Singapur sokaklarında yürümeye başladığımızda ilk dikkatimizi çeken şey, yolların ve kaldırımların bebek arabasına kusursuz uyum sağlamasıydı. Ancak bu rahatlığın bir bedeli var: Sürekli bir şeylerin yasak olduğu gerçeği ve etraftaki katı uyarı tabelaları.

Değer, Gardens by the Bay Süper Ağaç köprüsünde, arkada Marina Bay Sands
Gardens by the Bay’deki Süper Ağaç köprüsünde Değer; arkada Marina Bay Sands silueti.

Şehir o kadar ciddi kurallara sahip ki, yere çöp atmanın cezası 1.000 Singapur Doları — etraf o kadar temiz ki insan elindeki peçeteyi cebine saklıyor. Metro kullanmak için kendi kredi kartınızı turnikelerde okutabiliyorsunuz, ancak gruptaki herkesin ayrı kart kullanması gerekiyor. Yeraltına indiğinizde yasaklar iyice sıkılaşıyor: Metroda bir şey yiyip içmenin cezası tam 500 Singapur Doları. Yürüyen merdivenlerde bebek arabasıyla geçmeye çalışmak da mümkün değil; güvenlik görevlileri anında müdahale edip asansör kullanmanız gerektiğini söylüyor. Bir ara köşeye çekilip Değer’in altını değiştirirken bile acaba bir kuralı ihlal ediyor muyuz diye etrafımıza korkarak baktık — her an ceza yiyeceğiz hissi oldukça yorucu oldu.

Asya’da Bütçe Sınırlarını Zorlayan Fiyatlar

Singapur’a gelmeden önce fiyatların yüksek olacağını biliyorduk ama Güneydoğu Asya’nın ucuzluğuna alıştıktan sonra buradaki fiyatlar bütçemizi epey sarstı. Marketten aldığımız sıradan bir mango 5 Singapur Doları, iki adet avokado 8 Dolar, en ucuz su ise 1 Dolartutuyordu. Sabahları otel odasında kahvaltıyı dışarıdan aldığımız gevrek ve yumurtayla hızlıca hallederek çıkıyorduk.

Bir akşam sosyal medyada çok övülen, yorumları yüksek bir mekana oturup kişi başı 18 Dolar hesap ödedik. Gelen Hainan tavuğu porsiyonu inanılmaz küçüktü ve tamamen soğuk servis edilmişti; kelimenin tam anlamıyla masadan aç kalktık. Son günümüzde bu fiyat-performans dengesizliğinden bıkıp çareyi porsiyonu bol, uygun fiyatlı bir Türk dönercisine sığınmakta bulduk.

Gardens By The Bay ve Teknoloji Harikası Süper Ağaçlar

Singapur’da geçirdiğimiz kısıtlı zamanın en büyük bölümünü şehrin kalbinde yer alan Gardens By The Bay parkına ayırdık. Hükümetin şehri devasa bir bahçeye dönüştürme vizyonuyla inşa edilen bu efsanevi yeşil alanda sizi gökyüzüne uzanan yirmiye yakın Süper Ağaç karşılıyor. Biz bu metal yapıların en büyüğünün — 50 metre yüksekliğindeki ağacın — tepesine çıktık. Yaklaşık 10 Dolar bilet karşılığında harika bir liman manzarası izledik. Güneş panelleri sayesinde kendi enerjisini üreten, aynı zamanda dev seraların sıcak havasını dışarı atan devasa bacalar olarak çalışan bu ağaçlar tam bir mühendislik ve doğa sentezi.

Akşamları burada bambaşka bir atmosfer yaşanıyor: Her gün saat 19:45 ve 20:45’te ağaçların üzerinde muhteşem bir ışık gösterisi yapılıyor. Biz bu gösteriyi izlemeye çalışırken bir yandan da bebeğimizin uykusuzluğu ve yorgunlukla mücadele ediyorduk — insanlar dünyanın bir ucundan gelip sessizce çimlerde ışıkları izlerken, biz bir yandan Değer’i emzirip bir yandan ağlamasını susturmaya çalışarak ter döküyorduk.

Bulut Ormanı, Cam Sera ve Sürprizlerle Dolu Anlar

Süper ağaçlardan sonra, 75 Singapur Doları bilet bedeli ödeyerek parkın içindeki devasa kapalı seraları gezmeye başladık. İlk girdiğimiz Flower Dome, dünyanın kolonsuz inşa edilen en büyük cam serası unvanına sahip. İçeride Güney Afrika’dan Akdeniz’e, Avustralya çöllerinden Amerika’ya kadar dünyanın her yerinden binlerce bitki türü var. Hayatımızda ilk defa Afrika’nın o meşhur Baobab ağaçlarını ve taş görünümüne bürünen etobur bitkileri burada yakından inceleme şansı bulduk.

Gardens by the Bay Flower Dome içindeki Baobab ağacı
Flower Dome’da Afrika’nın simgesi Baobab ağacını ilk kez yakından gördük.

Asıl şaşkınlığımızı seranın bir köşesinde duyduğumuz melodiyle yaşadık. İçeride yankılanan tanıdık bir türkü eşliğinde ilerlerken, karşımıza lale bahçeleri, Kapadokya balonu maketleri ve nazar boncuklarıyla süslenmiş bir Truva Atı çıktı. Dünyanın öbür ucunda dev bir seranın içinde Sarı Gelin dinleyip Türkiye sergisini gezmek yolculuğumuzun en tatlı tesadüfü oldu.

Gardens by the Bay Cloud Forest içinde yapay dağ ve spiral yürüyüş yolu
Cloud Forest’ta 35 metrelik yapay dağın zirvesinden etobur bitkiler ve tropikal ormanlar arasından aşağıya indik.

Hemen ardından geçtiğimiz Cloud Forest serası bizi bambaşka bir boyuta taşıdı. İçerisinde insan eliyle inşa edilmiş tam 35 metrelik yapay bir dağ ve üzerinden dökülen devasa kapalı bir şelale bulunuyor. Asansörle dağın zirvesine çıkıp etobur bitkiler, rengarenk orkideler ve tropikal bitkiler arasından döne döne aşağıya indik. Bir ülkenin sıfırdan yapay bir dağ ve ekosistem inşa edip tüm dünyayı buraya çekebilmesi gerçekten hayranlık uyandırıcı.

Marina Bay Sands, Chinatown ve Veda Telaşı

Parktan otelimize dönerken rotamızı şehrin en ünlü yapısı olan Marina Bay Sands‘ın içinden geçecek şekilde ayarladık. Mimar Moshe Safdie tarafından Feng Shui öğretilerine göre tasarlanan, 200 metreden yüksek 55 katlı bu otelin geceliği ortalama 25.000 TL civarında. İçinden geçerken lüksün sınırlarını net bir şekilde görebiliyorsunuz. En üstünde ise otel müşterilerine özel, üç kuleyi birleştiren gemi şeklindeki devasa bir sonsuzluk havuzu yer alıyor.

Ertesi gün renkli fenerlerle süslü Chinatown‘u gezdik. Dondurucu derecede soğuk kapalı mekanlar ile dışarıdaki boğucu, aşırı nemli hava arasında sürekli gidip gelmek vücudumuzu iyice yordu. Akşam valizlerimizi toplayıp havalimanına geçtiğimizde küçük bir hayal kırıklığı yaşadık: Changi Havalimanı’nın göbeğindeki meşhur yapay şelale Jewel‘ı görmeyi çok istiyorduk, ancak saat 22:00’den sonra kapandığı için göremeden dönmek zorunda kaldık.

Gecenin ilerleyen saatlerinde Trip.com üzerinden bulduğumuz Air Japan uçağında yerimizi aldık. Yaklaşık altı buçuk saat sürecek bu yolculukta tam dolu uçakta ortadaki koltuğun boş kalması harika bir şanstı. Kurallarıyla bizi biraz geren, fiyatlarıyla bütçemizi zorlayan ama sıradışı vizyonuyla aklımıza kazınan bu yeşil şehri arkamızda bırakırken, bir sonraki maceramıza doğru hazırdık.

Singapur Gezi Rehberi: Özet Bilgiler

KonuDetay
UlaşımGrab (taksi uygulaması), MRT metro (kendi kredi kartıyla)
KonaklamaLittle India bölgesi, mutfaklı apart oteller ideal
Gezilecek YerlerGardens By The Bay, Marina Bay Sands, Chinatown, Changi Jewel
Bilet ÜcretleriSüper Ağaç ~10 SGD, Flower Dome + Cloud Forest ~75 SGD
Dikkat EdileceklerÇöp cezası 1.000 SGD, metro yeme-içme cezası 500 SGD, çocuk koltuğu zorunlu
BütçeGüneydoğu Asya’nın en pahalı şehirlerinden biri

Benzer yayınlar

One Comment

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir