Pekgezerler seyahat görseli

Deli Penguen ve Pekgezerler

Geçtiğimiz aylarda bir nihilist yani aykırı penguen çıktı ortaya.
Aslında çok daha önce gerçekleşmişti bu olay. 2007 yılında çekilen bir belgeselde bu penguen, herkesin aksine denize değil dağlara doğru yürüyordu.

Belgeseli çeken kişi bunun bir delilik göstergesi olduğunu söylüyordu.

Doğru.
Ama kimin gözünde deliydi bu penguen?

Çoğu insan bu penguende kendini buldu.
Herkes kendinden bir parça gördü onda.

Bundan öte sosyal medya da kime baksak o penguen gibi olmak istiyordu.
Ama sadece istiyordu ya da hayal ediyordu.
Fakat ondan ötesi için istemekten fazlası gerekiyordu.

Biz de bir yönden kendimizi gördük onda…İlk yazımızda bundan bahsedelim istedim.


Yıl 2019.

Eşimle beraber bir hayalperest ve bir hayal-gerçekleştirici bir araya gelmiştik.

Aynı iş yerinde aynı çatı altındaydık ama gökyüzünü göremiyorduk.

Aslında çok iyi kazanıyorduk, istediğimiz çoğu şeye ulaşabiliyorduk.
İşten beraber çıkıyor, eve giderken Eymir Gölü’nden geçiyor, bahçemize uğrayıp tavuklarımızı besliyor, solucanlara yiyecek karton verip suluyor, eve gidip yemek yiyip bir şeyler izleyip uyuyorduk.

Muhteşem değil mi?

Ben mevcut pozisyonumda iyi bir konumdaydım.
3–4 kişilik bir ekibim vardı.
Cansel ise artık bölümüne kendini kabul ettirmiş ve mutluydu.

Ama…

Bunlara şükretmeyip, dopamin delisi beyaz yakalılar olarak yola çıktık…

Değil tabii ki.

Anlattığım kareler hep Instagram fotoğrafları gibi.
Dışarıdan bakınca kusursuz, mükemmel.

İçinde ise meşhur kurbağa deneyi gibi.

Su ısınıyor…
Ve bu bir yere kadar size hoş bile geliyor.
Ta ki ölene kadar.


Sorun iş/iş yeri değil.
Sorun sistem.

Bir fare kapanı gibi.

Sistemin içine girince her şey onların istediği gibi oluyor.

Gerçekten 7 yıl boyunca bir kere bile sonraki aya borçsuz girmememiz sürpriz mi?

Sistem, en zayıf olduğunuz yeri bulup alışveriş yapmanız için planlı şekilde ilerliyor.
Biz adeta yakalanmayı bekleyen avlar gibiyiz.

Sonra yine sistem sizi öyle bir rahata ve konfora alıştırıyor ki…
6 ay ara verince, sanki bugüne kadar yaptıklarınız çöp olacak ve geleceğiniz büyük tehlikeye girecek gibi hissediyorsunuz.

Bu arada olabilir…Ama bunu ancak deneyerek bilebilirsiniz.

Bu konuda en güzelini Şems demiş;”Düzenim bozulur, hayatım alt üst olur diye endişe etme. Nereden biliyorsun hayatın altının üstünden daha iyi olmayacağını?

Aslında bu yazıyı yazarken sözümüz bu hayata bir sıfır yenik başlamış, ailesine bakmak zorunda olan, asgari ücretle 20 bin lira kira ödeyenlere değil.

Hatta işinden memnun olup “Bu sistem tam benlik, ben bu sistemde yükselip bir neferi olmak istiyorum” diyenlere de değil.

Sözümüz; evi arabası olup “daha fazlası olsun” diye çalışanlara…
Ve bu çarktan bir anlık çıkıp uzaktan bakmak için bir cesaret arayanlara.

Çünkü daha fazlası o an mutlu ediyor.
Ama sonra yine daha fazlası gerekiyor.

Yine sistem.


Biz bunu fark edince bu çarktan çıkmak için çok çaba gösterdik, halen de gösteriyoruz.
Ve bu arada çok sayıda denememizde başarısız olduk.

Önce YouTube denedik.
Sonra haber olduk.
Stratejik bir kurumdan istifa ettiğimiz için linç yedik. Afiyet oldu.

YouTube’u kapattık, tekrar açtık…

Zaten kısıtlı bir parayla çıkmıştık.
İlk anda uçağa alınmadık. Tekrar uçak bileti aldık.

Seyahatimizin 4.ayda Arjantin’de para bitti.

Çiftliklerde çalışmayı denedik, olmadı.
Sokakta müzik yaptık, olmadı.
Fiverr, Upwork üzerinden uzaktan iş denedik, olmadı.
Kitap yazdık, olmadı.

Peki sonuçta ne oldu?

6 ay boyunca Amerika’daydık.
Bu 6 ayda eşimle birbirimizi yeniden tanıdık.
Koca bir kıtayı ülkeyi otobüsle gezdik. Tanımadığız insanların evine misafir olduk ve onların kültürlerini tanıdık.
Dünyanın 7 harikasından birkaçını gördük vb.

Bu liste uzayıp geçer. 16 yıldır dünyayı gezen 4 çocuklu ZAPP ailesindeki Baba şöyle bir cümle şuna benzer bir cümle kurmuştu. Bütün hayatımı bir kitaba yazsam bir sayfayı doldurmakta zorlanırım ama yolda bir haftada yaşadıklarım ile 1 kitap bölümü çıkıyor. Çok haklı. Bizim de 6 aylık gezimizden iki kitap çıktı örneğin.

Fakat Arjantin’de para bitince mecburen dönüş hazırlıkları başladı. Türkiye’de iş başvuruları yaptım.


Belki aynı büyüklükte bir şirkete girmedik ama yine mesleğimi yapabileceğim kaliteli bir iş bulabildim.

Yani işsiz kalmadık.

Bu arada kalabilirdik de…bunu bilemeyiz.

Ama bu bir riskti.
Ve o riski alıp almamak bizim kararımızdı.


Yukarıda da dediğim gibi; gezimizin sonu bir sürü “başarısızlıkla” doluydu.

Ama çocuğumuza bırakabileceğimiz 100den fazla video var.
Ve ona miras bırakmak istediğim bir YouTube kanalım var.

Belki YouTube’u kapatıp tekrar açmasaydık bambaşka bir yerde olacaktık.
Belki başka bir yoldan ilerleyecektik.

Ama bizim için hayırlısı böyleymiş deyip yolumuza devam ediyoruz.

Çünkü başarısızlık, nasıl ve ne şekilde tanımladığınızla doğrudan ilgili.


Şimdi soruyorum:

O belgeselci, penguene “deli” derken bu kararı neye göre veriyor?

O penguen kendine bir yol çizmiş ve o yoldan gidiyor diye mi?
Sizin belirlediğiniz yönde gitmek istemiyor diye mi?
Sisteme başkaldırıyor diye mi?

Yoksa gerçekten deli olduğu için mi?

Belki de…

Sadece sadece merak ettiği yolda yürümeyi seçtiği için.

Yorumlarınızı bekliyoruz…siz ne düşünüyorsunuz?

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir