Salkantay Trek Machu Picchu Yürüyüş - pekgezerler
|

Salkantay Trek Günlükleri: Machu Picchu’ya Giden En Zor (ve En Güzel) Yol

Machu Picchu’ya gitmenin kolay bir yolu var: Trene binersiniz, kahvenizi yudumlayarak Aguas Calientes’e varır ve otobüsle kapıya çıkarsınız. Ama biz bunu yapmadık. Biz, İnka’ların kutsal dağlarını aşarak, 5 gün boyunca yaklaşık 90 kilometre yürüyerek, donarak, terleyerek ve sonunda “hak ederek” o manzarayı görmeyi seçtik.

Karşınızda National Geographic’in “Dünyanın En İyi 25 Yürüyüş Rotası”ndan biri: Salkantay Trek.

Hazırlık: 7 Kilo ile Hayatta Kalmak

Maceramız Cusco’da acente ofisinde başladı. Bize birer “Duffel Bag” (bez çanta) verdiler ve kural çok netti: “Atların taşıyacağı bu çanta maksimum 7 kilo olacak.” Bu 7 kilonun içine uyku tulumu ve kalın kıyafetler dahil!.

Yanımıza aldığımız hayati ekipmanlar şunlardı:

Uyku Tulumu: Gece sıcaklık -10 derecelere düştüğü için kiralamak şart.

Batonlar: Dizlerinizi kurtarmak için olmazsa olmaz.

Koka Yaprağı ve Şekeri: Yükseklik hastalığına (Soroche) karşı yerlilerin en büyük ilacı.

Sinek Kovucu: Ormanlık alana indiğinizde “sandflies” denilen sinekler affetmiyor.

——————————————————————————–

1. GÜN: Turkuaz Bir Rüya “Humantay Gölü” ve Cam Fanuslar

Sabah 04:00’te yola koyulduk. İlk durağımız Mollepata’da kahvaltıydı. Sonra yürüyüş başladı. İlk günün hedefi Humantay Gölü (4200m).

Oraya tırmanmak ciğerlerimizi epey zorladı ama tepeye vardığımızda gördüğümüz manzara her şeye değdi. Buzulların erimesiyle oluşan o turkuaz renk büyüleyiciydi. Rehberimiz gölün rengini içindeki minerallerden aldığını söyledi. Ancak acı bir gerçek de var: Küresel ısınma nedeniyle gölü besleyen buzullar her yıl 20 cm eriyor.

Konaklama: İlk gece “Sky Camp” denilen cam tavanlı iglolarda kaldık. Elektrik yok, telefon çekmiyor ama başınızı yastığa koyduğunuzda tüm Samanyolu üzerinizde parlıyor. Tabii dışarısı o kadar soğuktu ki (gece -15’i gördük diyebilirim) uyku tulumunun içinden burnumuzu bile çıkarmak istemedik.

——————————————————————————–

2. GÜN: Canavar Gün (The Monster Day) ve 4630 Metre

Rehberlerin “Monster Day” dediği, turun en zor günü. Sabah 05:00’te uyandırıldık. Hedefimiz 4630 metredeki Salkantay Geçidi‘ni aşmak.

Zirveye Tırmanış: Adım attıkça nefes almak zorlaşıyor. Burada yerel halkın taktiğini uyguladık: Koka yaprağı çiğnemek. Yaprağı yanağınızda bekletiyorsunuz, uyuşturucu bir etkisi yok ama oksijen alımını kolaylaştırıp baş ağrısını engelliyor.

Zirveye vardığımızda (4630m) nefes nefeseydik ama başarmış olmanın mutluluğu paha biçilemezdi. Hatta grubumuzdaki Fransız arkadaşımızın doğum gününü bu zirvede, karların üzerinde kutladık.

İklim Değişikliği: Zirveden aşağı inmeye başladığımızda günün sürpriziyle karşılaştık. Karlı dağlardan bir anda “High Jungle” denilen ormanlık, nemli ve sıcak bir iklime geçtik. Yol üzerinde 90 yaşında tek başına yaşayan ve hala tarımla uğraşan bir amcayla tanıştık. Bu tezatlıklar Salkantay’ın en güzel yanı.

——————————————————————————–

3. ve 4. GÜN: Orman, Kahve ve Tren Rayları

En zor kısmı atlattıktan sonra rota daha keyifli bir hale geldi. Ormanın derinliklerinde yürürken rehberimiz bir bitkinin tohumlarıyla yüzümüzü İnka savaşçıları gibi kırmızıya boyadı.

Kahve Molası: Burası kahve plantasyonlarının olduğu bölge. Kahve çekirdeklerini dalında görüp, taze kavrulmuş kahvelerin tadına baktık.

Tren Raylarında Yürümek (Stand By Me): Son gün, Machu Picchu’nun eteklerindeki kasaba olan Aguas Calientes‘e varmak için hidroelektrik santralinin oradan başlayan tren raylarını takip ettik. Etrafınız orman, yanınızda nehir ve sonsuzluğa uzanan tren rayları… 3 saat süren bu yürüyüşte yorgunluktan “bitmiyor bu yol” diye isyan etsek de, otele varıp sıcak bir duş aldığımızda yeniden doğmuş gibi olduk.

——————————————————————————–

BÜYÜK FİNAL: MACHU PICCHU

Ve 5. günün sabahı… Sabah 04:00’te kalkıp otobüs sırasına girdik. Machu Picchu kapısından içeri girip sislerin dağıldığı o anı asla unutamayacağız. Fotoğraflardakinden çok daha büyük, çok daha etkileyici bir yer burası.

Machu Picchu Hakkında Şaşırtıcı Gerçekler

Cansel’in yerinde yaptığı gözlemler ve araştırmalarla öğrendiğimiz, burayı sadece bir taş yığını olmaktan çıkaran detaylar:

1. Neden Yıkılmıyor? (Dans Eden Taşlar) İnkalar harç kullanmamış. Taşları birbirine “lego” gibi kilitlemişler. İki fay hattının ortasında olmasına rağmen deprem olduğunda taşlar yerinde oynuyor (dans ediyor) ve sarsıntı bitince tekrar yerine oturuyor. Arasına kağıt bile girmiyor!.

2. Terasların Sırrı Şehrin etrafındaki o yeşil basamaklar sadece tarım için değil. Bunlar aslında dağı erozyona karşı tutan devasa istinat duvarları. Altlarında drenaj sistemi var, yağmur suyunu süzüp şehrin su altında kalmasını engelliyorlar.

3. Astronomi Laboratuvarı Şehirde “Su Aynaları” denilen, içi su dolu oyuklar var. İnkalar, boyunları ağrımasın diye gökyüzüne bakmak yerine, yıldızların sudaki yansımasını izleyerek astronomi çalışıyorlarmış.

4. 350 Yıl Saklanan Sır İspanyollar Peru’yu işgal ettiğinde her yeri yakıp yıkmış ama burayı asla bulamamışlar. Şehir, 1911 yılında Hiram Bingham tarafından, aslında başka bir kayıp şehri (Vilcabamba) ararken şans eseri bulunmuş.

Son Söz: Değer mi?

Kesinlikle! Machu Picchu’ya trenle gelseydik sadece “güzel bir manzara” görecektik. Ama Salkantay Trek ile geldiğimizde, o dağları aşmanın verdiği gururla manzaraya baktık. Oraya “turist” olarak değil, bir “kaşif” hissiyle vardık.

Eğer kondisyonunuza güveniyorsanız, İnka’ların yolundan yürüyün. Pişman olmayacaksınız!

Benzer yayınlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir