El Peñol El Peñón de Guatapé kaya panorama
| |

6 Aylık Güney Amerika Seyahatini Nasıl Planladık?

Ara sıra arkadaşlarımız soruyor: “Bu kadar uzun seyahati nasıl planlıyorsunuz?” Bu soruyu duydukça, bir yerde bir şeyler yazmam gerektiğini hissediyorum. Çünkü cevap, çoğu insanın beklediğinden çok daha basit — ama aynı zamanda çok daha cesaret gerektiriyor.

Turist mi, Gezgin mi?

Bir keresinde Okan Okumuş’un bir kitabında şöyle bir ayrım görmüştük: Turist ile gezgin arasındaki fark. Turist, gittiği yerde maksimum aktiviteyi tamamlamaya odaklanır. Instagram noktaları, ünlü camiler, tarihi anıtlar, “anlatılabilir” yemekler. Bunlar elbette güzel şeyler — ama oranın insanlarına, ruhuna, gündelik hayatına gerçekten dokunmadan, bir şeyler özümsemeden yapılan bir seyahat.

Gezgin ise farklı. Bir şehre varırsın, ama o şehrin nereye gittiğini takip etmezsin. Orada yaşayan biriyle aynı masaya oturursun, aynı mahallede yürürsün, belki hiç planlamadığın bir yerde uyursun. Görülecek yerlerin listesini değil, hissedilecek anların peşinden gidersin.

Peki biz neredeyiz bu iki uç arasında? Dürüst olmak gerekirse, 5 yılı aşkın kurumsal hayatımız varken bunu hiç düşünmemiştik. Bir evimiz, düzenli bir işimiz, kedilerimiz vardı. “Bu düzeni bırakıp gidilir mi? 6 aylık seyahate çıkılır mı? Üstelik Güney Amerika’ya?” soruları çevremizden geliyordu — haklı sorular, ama içimizdeki merakı bastırmaya yetmiyorlardı. Çünkü o merak her sabah orada duruyordu. Kahvaltıda, işe giderken, uyumadan önce.

Hayal Gerçeğe Dönüşürken

Aslında Güney Amerika planını pandemi öncesinden yapıyorduk. Hatta ilk hayal çok daha büyüktü: Rusya üzerinden Moğolistan’a, oradan Vladivostok’a, Kore ve Japonya’ya, Güney Asya’ya, Hindistan’a, Afrika’ya ve oradan Türkiye’ye dönüş. Araya Güney Amerika da sıkışacaktı. Büyük, belki biraz çılgınca, ama gerçekten istediğimiz bir plandı.

Sonra pandemi geldi. Sonra Rusya-Ukrayna savaşı başladı, fiyatlar roket gibi fırladı. O dev plan rafa kalktı.

Ama hayal bitmedi. Yıllar boyunca önümüzde tuttuk onu. Notlarımızı biriktirdik, haritaları açtık kapattık, “burası güzel olurmuş” dediğimiz yerleri işaretledik. Bence bir hayal, sürekli kafanızın içinde dönüyorsa, masanızda yaşıyorsa, yemek yerken bile aklınıza geliyorsa — o zaman gerçek bir hayaldir. Ve gerçek hayaller insanı geliştiriyor, bir yerlere yönlendiriyor, peşinden gitmeye değer bir şeyin olduğunu hatırlatıyor.

Sahaya dönmemizi bir arkadaşımızın tek bir cümlesi sağladı. Planımızı anlatıyorduk — “annem var, gidemiyoruz, daha sonra bakarız” gibi bir yerdeydik. Arkadaş dedi ki: “Gerçekten gitmek istiyorsanız, gidersiniz.” Sert bir cümleydi, ama doğruydu.

O gece Cansel ile konuştuk. Eski notlar raftan indi, eski araştırmalar çıktı, dünya haritası yeniden açıldı. Asya hâlâ çok belirsiz görünüyordu; Güney Amerika mümkündü. Pandemi rakamları azalmıştı, üç doz aşımızı olmuştuk. Karar verildi: 6 ay, Güney Amerika.

“Tehlikeli Değil mi?” Sorusu

Herkesin aklındaki soru bu. Evet, Güney Amerika tehlikeli olabiliyor — gasp, hırsızlık, yanlış zamanda yanlış yerde olmak gibi riskler gerçek. Bunu küçümsemiyoruz. Ama şunu da gördük: Eğer oranın kurallarına uyarak yaşarsanız, fazla dikkat çekmezseniz, dünyanın herhangi bir yerinde ciddi risk yaşamazsınız.

Pratik önlemlerimiz şunlardı: Sahte bir cüzdan hazırladık — içinde az para ve kullanmadığımız eski bir kart. Asıl cüzdanı görünmez bir yerde sakladık. Telefonu sokakta bağıra çağıra kullanmadık, kafede masaya bırakmadık, çekim yaparken dikkat ettik. Bunlar küçük ama gerçekten etkili önlemler.

Kolombiya‘dayken bir adada ünlü bir avukat silahlı saldırıya uğradı. Bazı bölgelerde gerginlikler yaşandı. Ama bizim haberimiz bile olmadı çoğundan — çünkü yerel yaşama karışmıştık, panik yapmıyorduk. Kolombiyalı komşularımız “ya bu normal” dedi ve devam etti. Biz de devam ettik.

Evden çıktığınız anda risk sıfır değildir. Ama bu, gitmenize engel değil. Aksine, o riski göze alıp çıktığınız an, hayatınızda gerçekten istediğiniz bir şeyin peşinden gittiğinizi anlıyorsunuz. Bu his, başka türlü gelmiyor.

6 Ayı Nasıl Planladık?

Bütçe — her şeyden önce. En büyük plan kalemi buydu. Günde ortalama 5-10 dolar harcadık — Türkiye’deki günlük harcamamızın çok altında. Güney Amerika’nın büyük bölümünde konaklama ucuz, market alışverişi ucuz, ulaşım ucuz. Bunu bilince 6 ay aslında erişilebilir bir hedef haline geliyor. Bütçeyi hesapladık, mümkün olduğunu gördük, diğer planlamaya geçtik.

Coğrafya. Hangi ülkeler, hangi şehirler, nasıl ulaşım — uçak mı, uzun mesafe otobüs mü, tekne mi? Hangi mevsimde nerede olmak mantıklı? Mevsimleri tam tutturamadık ama yine de planlamak önemli. Bazı festivaller sadece belirli dönemlerde oluyor, bazı yollar kışın kapanıyor, bazı bölgeler yağmur mevsiminde zorlanabiliyor.

Esneklik — belki en önemli parça. Kolombiya’ya 2 ay ayırmayı planlamıyorduk. Ama Medellín’de bir eve yerleştik, o kadar sevdik ki kaldıkça kaldık. Pablo Escobar’ın gölgesinden çıkmış, kendini yeniden inşa etmiş bu şehirde 20-25 gün geçirdik. Küçük köylere gittik, yerel biriyle aynı evde kaldık, o bize kendi Kolombiya’sını anlattı — kitaplarda, turlarda, Instagram’da göremeyeceğiniz türden şeyler. Hiç sıkılmadık. İşte gezginlik biraz da bu: planın dışına çıkmaya izin vermek.

El Peñol kayası ve Guatapé gölü
Medellín’den günübirlik: El Peñol kayası ve Guatapé gölü — planın dışına çıkmanın ödülü.

En Zor Şey Para Değil

Çoğu insan şunu düşünüyor: “Paramız olsa biz de giderdik.” Anlıyoruz bu düşünceyi. Ama doğru değil. 6 aylık seyahatte Türkiye’deki günlük harcamamızdan daha azını harcadık. Para, bu denklemin en küçük engeli.

En zor şey cesaret. İlk adımı atmak. Bileti almak. Çevrenin soru yağmuruna rağmen “gidiyoruz” diyebilmek.

Biz de o planı ilk yaptığımızda “kafayı mı yedik?” diye düşündük. Sabahları gözümü açınca aklıma geliyordu. Ama bir kere inanmıştık. Ve çıktık. Ankara’da iken sık sık baş ağrısından ilaç içiyordum — 6 ayda tek bir kere bile ilaç almadım. Ne hastalandık, ne başımıza ciddi bir şey geldi. Tam tersine, o güne kadar hissetmediğimiz bir hafiflik vardı.

Yolunuz açık görünmese bile, ilk adımı attığınız an açılıyor. Buna inanıyoruz. İyi ki de inanmışız.

Benzer yayınlar

One Comment

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir